İstanbul’a Yakın 12 Faklı Hiking Rotası

Uzun süredir yazmak istediğim bir yazı ile karşınızdayım. Düzenli olarak gittiğim doğa yürüyüşleri hakkında bildiğim, edindiğim ve gözlemlediğim tüm detayları bu yazımda paylaşmaya çalışacağım.

Öncelikle doğa yürüyüşünde ne var ki canım; giyiyorsun spor ayakkabıları çıkıyorsun dağlara diye düşünebilirsiniz. Ancak işin aslı pek de o kadarla bitmiyor. Eğer bir kaç saat değilde saatlerce doğada kalıp yürümek, vakit geçirmek istiyorsanız, doğa yürüyüşleri biraz daha zorlayıcı bir hale gelebiliyor. Bu nedenle hazırlıklı ve bilinçli gitmek doğa yürüyüşlerindeki en önemli noktadır. Sanıldığı kadar basit bir etkinlik değil. 😊

Doğa yürüyüşü denildiğinde hemen hemen herkes; ‘aa biliyorum ya trekking değil mi?’ şeklinde bir cümle kuruyor. En azından benim şimdiye kadar en çok karşılaştığım cümle bu oldu. Yazıma başlamadan önce ‘trekking’ ile ‘hiking’ arasında nasıl bir fark var ve doğru kullanımı nasıl biraz bundan bahsetmek istiyorum.

Trekking Nedir? Hiking Nedir?

Trekking kelimesini doğa yürüyüşü ile bütünleştirmiş olsak da bu tam olarak doğru değildir. Dilimize İngilizce’den geçen trekking sözcüğü, yüksek irtifada herhangi bir ulaşım aracı kullanmadan, kamp kurarak yapılan, uzun süreli yürüyüşlere verilen genel isimdir. Tüm ekipmanları sırtta taşıyarak yapılan bu yürüyüşler normal doğa yürüyüşlerine göre çok daha zorlu ve uzun solukludur. Hiking ise normal, günübirlik yapılan doğa yürüyüşlerine verilen isimdir.

Bu iki outdoor aktivite arasındaki en önemli fark; aslında konaklama kısmındadır. Günübirlik hiking yapanlar, yürüyüş parkurunu tamamladıktan sonra evlerine dönerken; trekking yapanlar doğa yürüyüşüne ertesi gün kaldıkları yerden devam edecekleri için çadırda kalmayı tercih ederler. Bu özellik trekking ile hiking arasındaki en temel farktır.

İstanbul’a yakın bazı örnek parkurları anlatmadan; bir doğa yürüyüşü sırasında yanımızda neler bulundurmalıyız biraz da bundan bahsetmek istiyorum. Hocalarımdan öğrendiğim ve çok beğendiğim bir söz tam da ne demek istediğimi açıklıyor aslında; ‘kötü hava koşulu yoktur, yetersiz ekipman vardır.’ 😊

Doğa Yürüyüşünde Yanımızda Neler Bulundurmalıyız?

  • İlk olarak rahat ve doğaya uygun olabilecek kıyafetler seçmek gerekmektedir.
  • Bileği saran bir outdoor ayakkabı iyi bir tercih olacaktır. Özellikle su geçirmez özelliği yağmurlu havalarda ya da dere geçişlerinin olduğu parkurlarda ayaklarınızın ıslanmasını engelleyecektir. Neden bileği saran bir ayakkabı önemli derseniz; en küçük bir burkulma doğada büyük bir sorun haline gelebilir. Unutmayın telefonunuzun çekmediği kimseye ulaşamayacağınız noktalardan geçiyor olabilirsiniz.
  • Doğa yürüyüşüne uygun giyindiniz diyelim peki bitiyor mu? Hayır tabiki. 😊 Yedek kıyafet de giydikleriniz kadar önemli. Özellikle bahar aylarında birden bastıran yağmurlar kaçınılmazdır. Bu nedenle çantanızda yedekleri bulundurmak gün içerisindeki konforunuzu arttıracaktır.
  • Tozluklar, hayat kurtarıcıdır. ilk doğa yürüyüşüne katıldığım zaman ekipte herkes tozluklarını çıkarıp giydiğinde; ne gerek var ki diye düşünmüştüm. Ama sonra anladım ki o dikenler, o çamurlu yollar, dere geçişleri… tozluk gerekliymiş. Lisede botlarımızın içine giydiğimiz renkli tozluklardan sanmayın. Bu tozluklar kalın naylonumsu bir maddeden yapılmış fermuarlı ve ayakkabının altından geçerek sabitlenen, su geçirmez ürünler. Tozlukları giydiğinizde her türlü çalıdan, çırpıdan, sudan rahatlıkla geçebiliyorsunuz. 😊
  • Çantanızda bulunan gıda malzemeleri de bir diğer önemli unsur. Az ve doyurucu olanlardan seçmek gerekli. Ben genellikle 1 meyve, sandviç, fındık-ceviz, şekerli sakız, küçük bir çikolata ve bolca su bulunduruyorum. Su zaten olmazsa olmazımız en az 1.5 litre su bulundurmak önemli. Suyu özel mataranızda taşımanız çok daha iyi olacaktır. Böylece tek kullanımlık plastik şişe tüketimini azaltarak doğaya faydalı hareket etmiş oluruz. Onun dışında şekerli bir şeyler de kan şekerini dengelemek adına mutlaka çantanızda olmalı.
  • Günlük kullandığınız ilaçları yanınıza almanız oldukça önemli. Özellikle tedbir amaçlı 1 adet de ağrı kesici çantaya atsak  hiç fena olmaz.
  • Mağazalarda satılan tam da çantaya atmalık tarzda ilk yardım kitleri var. Onlardan da bulundurmak oluşabilecek acil durumlar için önemli.
  • Baton, özellikle iniş ağırlıklı bir parkurdaysanız hayat kurtarıcı oluyor. 2 baton kullananlar da var, tek baton kullananlar da. Ben genellikle tek baton kullanıyorum; yeterli oluyor.
  • Kuru ve ıslak mendiller de ummadığınız anda lazım olabiliyor. 😊
  • Powerbank de unutulmaması gereken malzemelerden. Malum telefonlar her an lazım olabilir.
  • Ben her zaman doğada temkinli olmanın önemli olduğunu düşünenlerdenim. Bu nedenle hiç kullanmaya gerek duymasanız da yanınızda küçük bir çakı & çakmak bulundurabilirsiniz.
  • Olası bir sis durumuna karşı düdük ve kafa lambası bulundurmak da hayati önem taşıyan malzemelerdendir.

Tüm bu ekipmanları nasıl taşıyacağım dediğinizi duyar gibiyim. Burada önemli olan aslında çantanızın ağırlığı. Çok büyük ve ağır çantalardan kaçınmanız gerekli. Çantanızda taşıyacağınız ekipmanların da minimal seviyede ve hafif olmasına özen göstermelisiniz.

Hiking ekipmanları
Hiking ekipmanları

İstanbul’a Yakın 12 Faklı Hiking Rotası

İstanbul’a yakın-uzak, irili-ufaklı deneyimlediğim toplam 9 rotadan bahsedeceğim. Doğa yürüyüşüne başlamayı düşünenler için en kolayından en zoruna kadar farklı seçenekleri paylaşmaya çalışacağım.

1- Aydos Ormanı

Aslında çoğumuzun bildiği ama bir türlü gidemediği noktalardan birisidir. Hani denir ya yakında olana bir gün nasılsa giderim diyerek gitmeyiz. İşte Aydos Ormanı‘da şehir içerisinde en yakın olanlardan birisidir. Eğer doğa sever ve doğa yürüyüşüne başlamayı düşünenlerdenseniz, tavsiyem ilk en yakın noktadan başlamanızdır. Kolay bir parkur olması ve içerisinde tesisler barındırması nedeni ile başlangıç seviyesine uygun bir rotadır..

Aydos Ormanı İstanbul-Anadolu yakasının oksijen deposu diyebilirim. Oldukça büyük bir alanı kapsıyor. Anadolu Yakası Kartal ilçesinin en kuzeyinde yer alan bir ormandır. İçerisinde kısa (7-8 km) ve uzun (16 km) olarak çok sayıda yürüyüş parkuru bulunmakta. İster özel aracınızla ister toplu taşıma ile gidin kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Bahar ve yaz aylarında piknikçiler nedeniyle biraz kalabalık oluyor maalesef. Orman içerisinde sayısız piknik alanlarının dışında bir de yapay göl ve hemen yanında bir kafe bulunuyor. Kimsenin olmadığı sabahın erken saatlerinde gerçekten huzur verici. Tavsiyem; erken saatlerde yürüyüş yapmanız.

2- Belgrad Ormanı

İstanbul’un hemen yanında nefes alınacak ve doğada zaman geçirilebilecek noktalardan bir diğeri de Belgrad Ormanı’dır. Bu ormanlarımız da olmasa napardık istanbullular bilemiyorum!

Belgrad Ormanı da yürüyüş parkuru olarak çeşitli seçenekler sunan bir rota. Kondisyonunuza göre ister 7 kilometrelik bir parkur seçin ister 25 kilometrelik bir parkur seçin. Ben özellikle merak ettiğim için 25 kilometrelik parkuru deneyimledim. ‘Ne var yahu Belgrad alt tarafı, ne kadar zorlayabilir ki’ dedim ve boyumun ölçüsünü aldım. 😊 Kısacası Belgrad için seçiminize bağlı olarak kolay parkur da diyebilirim, orta-zor parkur da diyebilirim. Ancak şunu belirtmeliyim ki Aydos Ormanı’ndaki kadar tesisleşme yok. Burada daha çok doğa ile iç içe kalıyorsunuz.

25 kilometrelik bir yürüyüş planlıyorsanız Valide Sultan Bendi, Kömücü Bendi, Ayvat Bendi, St. George’s Kilisesi kalıntısı ve Sultan Mahmut Bendi gibi yapıları da görme fırsatınız olacaktır. Küçük bir not; parkurunuza Bahçeköy’de Adıgüzel Kahvehanesi’nden sıcacık bir çay içtikten sonra enerjik şekilde başlayabilirsiniz.

3- Kemerburgaz Kent Ormanı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘nin 2019 yılında açılışını yaptığı, 5 milyon 526 bin metrekare alana sahip oldukça keyifli yürüyüş parkurları olan bir alandır. İstanbul ilinin Eyüpsultan ilçesi Göktürk Pirinççi Köyü mevkinde bulunmaktadır. Alibeyköy Baraj Gölü‘nün üzerinde yer almaktadır.

Alan çok geniş olduğu için kısa, uzun çok sayıda yürüyüş parkuru bulunmaktadır. Her yürüyüş yolunun başında kaç adım atacağınız ve ne kadar sürede bitireceğiniz küçük tabelalara yazılmış. Adım sayarınız olmasa bile kaç adım attığınızı bu sayede öğrenebiliyorsunuz. 😊

Kemerburgaz Kent Ormanı ile ilgili daha fazla detaya ‘Kemerburgaz Kent Ormanı Nerede? Nasıl gidilir?‘ yazımdan ulaşabilirsiniz.

4- Ballıkayalar Tabiat Parkı

Gebze Sanayi Bölgesi’nin hemen arkasında bu kadar güzel bir yer çıkacağını kim bilebilirdi ki… Kocaeli-Gebze’ye bağlı Tavşanlı Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Ballıkayalar vadisi kuzeyden güneye vadi içerisinde akan Ballıkaya deresinin kireçtaşlarını oyması ile oluşmuştur. Bu oluşumda depremlerin de büyük payı vardır. 1. derece sit alanı olan vadi içerisinde irili ufaklı çok sayıda şelale ve havuzlar bulunmaktadır. Burası da maalesef hafta sonları tam bir mangal alanına dönüşüveriyor. Şansınız varsa hafta içi gitmeye çalışın derim. Giriş ücreti yok ancak araç için 15 TL otopark ücreti istiyorlar. Boş arazide ne ücreti derseniz benden tavsiye, tam varış noktasına gelmeden aracınızı yol üzerinde uygun bir yere bırakabilirsiniz.

Ballıkayalar Tabiat Parkı
Ballıkayalar Tabiat Parkı

Ballıkayalar’da belirli, işaretlendmiş bir yürüyüş parkuru yok. Rotanızı kanyon boyunca kayaların üzerinden atlaya atlaya kendiniz çiziyorsunuz. Gidiş-dönüş yaklaşık 5-6 kilometrelik bir parkur olduğunu söyleyebilirim. Eğer su geçirmeyen ve altı kaymayan bir ayakkabı giydiyseniz parkur zor değil, kolay doğa yürüyüşü parkurlarından sayılabilir. Ancak kayaların jilet gibi kaydığını belirtmek isterim. O nedenle kesinlikle altı düz ayakkabılar giyilmemeli.

Ayrıca belirtmek isterim ki burası tam bir kaya tırmanışı merkezi. Sağlam kireç taşından oluşan duvarları sayesinde Marmara Bölgesi‘nin en önemli kaya tırmanışı noktasıdır. Yürüyüş yaparken çok sayıda tırmanış ekibini izleyebilirsiniz.

5- Darlık Barajı

İstanbul-Şile yolu üzerinde, İstanbul’a yaklaşık 60 km uzaklıkta doğa severlerin en sevdiği rotalardan bir diğeri ise Darlık Barajı’dır. Doğası ve manzarasına gerçekten söyleyecek söz bulamıyorum. Hem doğa yürüyüşü için hem de kamp için doğru tercih.

İniş ve çıkışların olduğu ortalama yükseltinin 300 metreyi geçmediği orta-zor bir parkura sahiptir. Yürüyüşe başlamadan önce Korucuköy kahvehanesinde sıcak bir çay içmek enerjinizi arttırabilir. Şile otoyolundan Şile kavşağına gelindiğinde, sağa doğru Ahmetli yönüne girerek Korucuköy’e ulaşabilirsiniz.

Yürüyüş bitiminde Şile Saklıgöl’e de gidebilirsiniz oldukça yakın bir konumda kalıyor.

Darlık Barajı
Darlık Barajı

6- Hacılı Şelaleleri

İstanbul’a yaklaşık 1.5 saat mesafede Hacıllı Köyü sınırları içerisindeki bir doğa harikası Hacıllı Şelaleleri. Yaklaşık 12 kilometrelik bir parkur, ancak zorlayıcı olmaması nedeniyle kolay doğa yürüyüşü parkuru olarak nitelendirilebilir. Göksu Deresi kıyısından yürüyebileceğiniz harika patikalar ve yürüyüş parkurları, tırmanış meraklıları için tırmanmaya uygun kayalar, offroad meraklıları için her türlü zorluk seviyesinde harika güzergahlar bulunmakta. Kısacası günübirlik İstanbul’dan kaçıp gelmelik bir yer;  2 güzel şelale bu parkurda sizi bekliyor. Bu arada kamp için de sessiz ve güzel noktalardan birisi diyebiliriz. Tesisleşmeden uzak, doğayla baş başa kalabileceğiniz bir yer. Kamp tercih edecekseniz; İstanbul çevresinde ücretsiz kamp alanları yazıma göz atabilirsiniz.

7- Ağva-Kilimli Koy

Kilimli Koy, İstanbul’un Karadeniz kıyısında, Kocaeli il sınırının yanı başında; yol üstünde olmadığı için az bilinen bir rotadır. Karadeniz’in hırçın dalgalarının kalkerli bir yapıya sahip olan kıyı şeridinde yarattığı görsel şölen görülmeye değer. Girintili çıkıntılı şekilde oyulmuş kayalar eşsiz bir görüntüye sahip. Sanki İstanbul’un hemen yakınında değil çok uzaklarda farklı bir coğrafyada gibi hissediyorsunuz kendinizi.

Kilimli Koy rotası yaklaşık 7-8 kilometrelik oldukça kısa ve kolay bir doğa yürüyüşü parkurudur. Rakım artmadığı için de kondisyon gerektirmez. Bu nedenle doğa yürüyüşüne ilk başlayanlar için oldukça iyi bir tercih olacaktır.  Yürüyüşün ardından Ağva’da birbirinden güzel mekanlarda dere kenarında kahve içebilir ve yorgunluğunuzu atabilirsiniz.

8- Hamzadağ – Camidüzü

Kocaeli bölgesinin 15 kilometrelik en güzel yürüyüş parkurlarından birisidir. İstanbuldan yaklaşık 1.5 saat uzaklıkta bulunan bu yürüyüş parkuru Kocaeli’nin Başiskele sınırları içerisinde kalmaktadır.

Parkur Camidüzü köyünden başlayarak Hamzadağ manzarası eşliğinde yavaş yavaş yükselerek devam etmektedir. Rakım yükseldikçe İzmit Körfezi’nin kuşbakışı manzarası, Sapanca Gölü ve Kartepe ormanları da size eşlik edecektir. Bu rota üzerinde herhangi bir yerleşim yeri bulunmamaktadır. Bu nedenle yürüyüş öncesi tüm ekipman ve erzakların tam olduğundan emin olmak önemlidir. Parkura başlamadan önce Camidüzü köy kahvehanesinde sıcak birer çay içerek güne başlamak iyi gelecektir.

Hamzadağ-Camidüzü yürüyüş parkuru için zorluk derecelendirmesi yaparsak; iniş ve çıkışların yoğunlukta olmasından kaynaklı orta-zor bir doğa yürüyüşü parkuru olarak nitelendirebiliriz. Bu neden doğa yürüyüşlerine yeni başlayanlar için uygun olmayacaktır. Kondisyon gerekteren bir parkurdur.

Hamzadağ - Camidüzü
Hamzadağ – Camidüzü

9- Sultaniye – Kızkalesi

Bir diğer orta zor doğa yürüyüşü parkurlarından birisi olan Sultaniye-Kızkalesi parkuru; Kartepe sınırları içerisinde kalan yaklaşık 16 kilometrelik bir parkurdur. Bu parkurda yeşile doyacağınızın garantisini verebilirim. 😊 yaklaşık 606 metre yükseklikte bulunan Kızkalesi’ni parkurun tepe noktası olarak düşünebilirsiniz. Burdan sonrası genellikle iniş ağırlıklıdır.  Orta-zor bir parkur değerlendirmesinde olması nedeni ile ilk kez doğa yürüyüşü deneyimi yaşayacak kişiler için uygun değildir. Özellikle Kızkalesi’ne tırmanış kısmında iyi bir kondisyon gerekecektir. Parkur boyunca yer yer baton kullanımına ihtiyaç duyulabilir.

10- Ulupelit – Şile

İstanbul’a yaklaşık 1 saat uzaklıkta Şile’ye bağlı Ulupelit Köyü‘nden yürüyüş parkuru başlamaktadır. Parkur uzunluğu ortalama 13-14 km’dir. Orta zorlukta bir parkur olmasından kaynaklı yeni başlayanlar için uygun olamayacaktır. Geniş orman yollarından başlayan parkur daha sonraları tamamen orman içi patika yollardan ilerlemektedir. Parkur boyunca yükseklik değişimi: 300-350 m iniş, 300-350 m çıkış şeklindedir. 

Parkur uzunluğuna bağlı olarak ortalama yürüyüş süresi 5-6 saat civarındadır. Bölgede Ulupelit Köyü dışında yerleşim alanı olmadığı için tüm ihtiyaçların parkura başlamadan önce köyden giderilmesi doğru bir tercih olacaktır. Parkur boyunca ormanın derinliklerine doğru ilerleyeceğiniz için yabani domuzlar ile karşılaşabilirsiniz 🙂 

Ulupelit – Şile

11- Dipsiz Göl – Erikli Şelalesi

Eveet zor ancak bir o kadar da müthiş bir parkur ile devam ediyorum. Yalova sınırları içerisinde kalan İstanbul’a yaklaşık 1.5 saat mesafede doğa harikasi bir parkur. Çoğu kişi orta-zor olarak nitelendirse de inişlerin çok olduğu, dere ve su geçişlerinin yoğunlukta olduğu bir parkur olamasından kaynaklı bu parkuru zor doğa yürüyüşü parkuru olarak nitelendiriyorum. Özellikle gittiğiniz mevsime göre değişiyor. Islak bir zeminde yürüyüşünüzü gerçekleştiriyorsanız maalesef zorluk derecesi artıyor. Bu parkurda baton ve tozluk önemli iki malzeme. Özellikle su geçişlerinde tozlukların aykkabılarınızı ve dolayısıyla da ayaklarınızı ıslanmaktan kurtaran mucizevi bir ürün olduğunu ben bu parkurda öğrenmiştim. Dolayısı ile ‘bu da ne işe yarıyor sanki’ gibi cümlelerimin hepsini geri aldım. 😊 Parkur uzunluğu yaklaşık 12 kilometre.

Dipsiz Göl’ün manzarası efsane, hatta bir gün kamp yapmak için de gidilebilir diye yapılacaklar listeme eklediğim bir yer. Bu rota boyunca sayısız güzel fotoğrafınızın olacağına garanti veriyorum. 😊 Ancak yine belirtmek isterim ki ilk deneyim için pek uygun bir rota olmayacaktır.

12- Tacir Kanyonu

Tacir Kanyonu, Bursa sınırları içerisinde kalan muhteşem bir doğaya sahip kanyon yürüyüşü deneyimlemek isteyenler için çok güzel bir rotadır. Kanyon yürüyüşü derken bol sulu bir yürüyüşten bahsediyorum. 😊 Yer yer diz kapağınızı bile geçecek sulardan geçmek durumunda kalabiliyorsunuz. Bu parkur benim için en heyecanlı olanlardan birisiydi. Çünkü kayalıklardan bir ip yardımıyla 50-60 metrelik bir mesafeyi inmeniz gerekiyordu. Bu da ilk deneyimlerimden biri oldu. Bu nedenle doğa yürüyüşü için zor parkurlardan birisidir. Islanmayı, dibini görmediğiniz suya girmeyi göze alıyorsanız muhteşem eğlenceli bir parkur olabilir. İlk doğa yürüyüşü deneyimi için yine uygun olabilecek bir parkur değildir. Parkur boyunca irili ufaklı çok sayıda şelale ve bol bol minik havuzlar göreceksiniz. Adrenalin sevenlerdenseniz bu parkur tam size göre olacaktır.

Deneyimleme fırsatı bulduğum İstanbul çevresindeki parkurlardan sizlere kısa kısa bahsetmeye çalıştım. Hepsi ayrı keyifli, hepsi ayrı güzel. Şunu belirtmek isterim ki; ilk etapta doğa yürüyüşlerine başlamak zor olabilir. Ancak bir defa başlayınca bir daha bırakamıyorsunuz, bağımlılık yapıyor. 😊 Her hafta sonu başka bir parkura gitmek istiyorsunuz. Deneyim kazandıkça yürüyüşlerinizi kendi kendinize organize edebilirsiniz tabi ki ancak ilk bir kaç parkur deneyimini bu konuda uzmanlaşmış gruplar ile yaşamanız daha faydalı olacaktır. Benim sürekli takip ettiğim ve çoğu zaman da aralarına katıldığım gruplar; İstanbul Doğa, Yudosk, Kamptrek. Bu grupların web sitelerine ücretsiz olarak üye olup her hafta yapılacak yürüyüşleri takip edebilirsiniz. İlk başlayanlar için hem öğretici hem de oldukça keyifli olacaktır. Şimdiden bol keyifli, bol oksijenli yürüyüşler dilerim. 😊


'

Merhaba, beni Instagram'da takip etmeyi unutmayın: @kesinbiryerlerde

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error

Beni instagramdan da takip edebilirsiniz :)